Fransa Cannes'dan Midilli'ye Seyir Defteri Yazı Dizisi-4

Porto Salivoli-Porto Santo Stefano / Argentario


Planların gerisindeyiz. Denizden mi, yoksa İtalya’dan mı desem bilmem ama seyir planlarını tutturamıyorum. Aslında çok da şikayetim yok. Çünkü vardığımda yapacağım bir şey veya beni bekleyen bir işim yok:) Hava şartlarını saymazsak, 50 saat bakımı, yağ değişimi, “yeni” bir tekne olması nedeniyle var olan eksiklikler ve oluşan arızalar, her şeyi geciktiriyor. Örneğin bugün 50 saat motor ilk bakımı için Porto Santo Stefano’da, yetkili servislerin keyfini bekliyoruz. Adamla(rla), telefonda bir kaç kere konuşmama rağmen hala kesin bir saat ve gün alamadım. Birisi Pazartesiye kadar boş değilim dedi hatta. Altı üstü bir filtre ve yağ değişecek... “Niye sen değiştirmiyorsun?” derseniz, değiştirmeyi bilmiyorum :) Ama bugüne kadar krediler, operasyon, teminat, idari takip gibi işlerle uğraşan bir “cahil” için çok da tanıdık bir iş değil. Ama durun, onu da yapacağım... Hele bir ilk bakımı gerçekleştirelim garanti bozulmadan... Sonra bakacağım tabi... :)

07 Ekim’de gökgürültüsü ve yağmurla uyandım (Porto Salivoli)... Depomuzu doldurmuştuk, göya gerken çıkacaktık ama yerimden bile kalkmadım. Benim gibi yıllarca yalnız ve sessiz bir evde yaşayan biri için, damlatan bir çeşme bile uyukuyu engelleyebilecekken, şimdi kafamdan aşağıya sağnak yağarken uyumak tabii ki imkasnız... Napacaksın? Önleyemiyorsan, keyfine bakacaksın :)Yağmur dinince, saat 10:00 gibi çıktık yola... Hedef Santo Stefano, üç marinadan biri... Uygun seçenekler gibi görünen ikisini arayıp, birinin 43 Eur, birinin 23 Eur olduğunu anlayınca düşünecek çok da bir şey kalmıyor. Neymiş; 43 Eur’luk daha lüks marinaymış... Boş ver! Uyuyacağımız yer aynı... İkisinde de su ve elektrik var. Daha önceki Porto Salivoli pilot kitaplarda pahalı gibi görünmesine rağmen 18 Eur gibi bir fiyat alınca, çevresinde bir fiyat arıyor insan :) Yol uzun.

İlk defa hiç motor kullanmadan vardık varacağımız yere; Porto Domiciano-Santo Stefano... Sadece son iki saat dalgalar büyümeye başladı ama insan artık alışıyor. Hangi dalgada çıkmak salaklık, hangi dalga normal gittikçe algılamaya başlıyorsun. Rüzgar da ilk defa arkadan gelince sorun kalmadı. Tabi hem kendi paranoyam, tecrübe seviyem ve aldığım tavsiye ile ana yelkeni açmadım. İstemsiz tramola riskini alamıyorum hala. O da olur inşallah!:) Sadece genova... En sevdiğim rüzgar, yandan gelen rüzgarlar, en sevdiğim yelken ise genova :) Yelkencilik terimlerine ise hala yabancıyım. Kafa almıyor 20 senelik bankacılıkta binlerce müşteri ismi ve bilgisi ezberlemek zorunda kaldıktan sonra... Artık beyin “Dur!” diyor, “bazı hatıraları sileceksin”... Ben de hep kötü hatıraları silmeye çalışıyorum. Yer açıldıkça, yeni bilgileri ekliyorum eskilerinin üzerine...Santo Stefano harika bir yermiş. İtalyanlar ise Fransızlara 100 çeker insanlıkta ve sıcaklıkta. Fransaya bi daaa da gitmem :)!

Şimdi teknisyenleri beklerken, bari çevreyi göreyim. Hava güneşli. Yürümek, hareket etmek lazım. Gerçi biraz kilo verdiğimi söylemeliyim, teknede sürekli oturmama rağmen ama ordan oraya hareket, gir çık, tekneyi marinalarda/limanlarda yıka, çamaşır falan gibi hareketler de iyi geliyor. Hortumu alıp, şakır şakır yıkamayı çocukluğumdan beri severim:) Belki yarın ayrılırız buradan Roma (deniz tarafı) için veya biraz daha öteye...Keşke bir kaç arkadaşım da olsaydı benle, o zaman bu seyir daha unutulmaz ve zevkli olurdu... Bir dahaki sefere...

08.10.2015

2 görüntüleme